|
|
 |
 |
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
 |
 |
| Rıza Almalı |
|
|
|
Almanya´da doğup-büyüyen 2 ve 3. kuşak Türk gençliğinin sorunları gün geçtikce artmaktadır. Bu ülkede iki arada bir derede kalmış, evde Türkiye, sokakta, okulda ve işyerinde Almanya gerçeklerini yaşayan Türk gençleri, ne Almanlar tarafından yeterince ciddiye alınmakta ne de aileleri onları yeterince anlayabilmekte.
Büyük çoğunluğu "Hauptschule" öğrencisi ya da mezunu olan çifte kavrulmuş göçmen Türk gençleri, bugün iyi bir mesleki eğitim yeri ve iş bulmakta büyük zorluklarla karşılaşmaktalar. Birçokları aileleri tarafından genç yaşta ağır ve kalifiyesiz işlerde çalışmak zorunda bırakılmaktalar.
Başta sigorta, telekomünikasyon ve bankacılık gibi geleceği olan iş kollarında mesleki öğrenim gören veya görmüş çevrenizde kaç göçmen Türk genci gösterebilirsiniz. Yok denecek kadar az! Oysa bir insanın bütün hayatı, ekonomik geleceği, sosyal başarısı ve sosyal doyumu meslek seçimi ve meslekteki başarısına bağlıdır! Büyüklerin bu ülkede yetişen gençlerden sıkça dert yandıklarına tanık oluyoruz. Onlar gençlerin tembel ve şımarık olduklarından, iyi bir meslek edinmediklerinden ve de söz dinlemediklerinden dem vururlar. Ama kazın ayağı öyle değildir! Eğer her yeni yetişen nesil bir öncekinden daha kötü olsaydı dünyamız ve medeniyet bu kadar ilerleyebilir miydi! Dolaysıyla her çağ, her dönem kendi gençliğini yaratır. Burda Hz. Ali’nin şu güzel sözünü hatırlatmak isterim: "Çocuklarınızı kendi bulunduğunuz zamana göre değil, onların zamanına göre yetiştirin."
*** Göçmen Türk gençlerinin çoğu maalesef bu ülkede kendilerini yeterince kanıtlama olanağına sahip değiller. İki arada bir derede kaldıkları için birçokları okul, iş ve mesleki eğitim alanında başarısız duruma düşüyorlar. Çocuklar, ailelerin onlara yaptıkları yatırımın bir yansıması olduğunu da unutmamak gerek!..
Bilindiği üzer iki türlü yatırım vardır: 1.'ncisi bankaya yapılan yatırım. 2'ncisi de kafaya (yani eğitime) yapılan yatırım. Türk toplumu olarak bir çoklarımız bankaya yapılan yatırımı yeğliyoruz. Gençlerden dert yanan Türk ailelerinin çoğu genelde çocuklarının geleceği için harcamaları gereken parayı Türkiye´de ev ve arsaya yatırıp, faize vermekteler, bununla da övünmekteler. Unutmayın ki çok parası olan değil, çok para harcayan zengindir! Çinlilerin dediği gibi: "Zenginlik gübre gibidir, saçarsan verimli olur."
Meslek, iş ve eş seçimi hayatımızın önemli üçgenini oluşturuyor. Mutluluk, başarı ve sosyal doyum bu üçgen üzerine kuruluyor. Göçmen Türk gençlerinin büyük çoğunluğu bu üç önemli alandaki kararlar konusunda maalesef ailelerinin dayatmasıyle karşılaşıyorlar. Sözün özü; bu ülkede başarısız olan gençlerimizi içinde bulundukları çıkmazdan kurtarmanın tek şartı, onların hayallerini kendi güçleriyle gerçekleştirebileceklerine inanmak.
Kendilerine iş ve meseki eğitim konunuda aile olarak özverili yardımda bulunmak. Ve de onların yine iş ve mesleki eğitim konusunda Alman-Türk kurum ve kuruluşların sundukları olanaklardan hiç bir duygusallığa kapılmadan yararlanmalarını sağlamaktır. Geleceği düşünmeyenleri geleceği de olamaz!..
Türk gençlerinin istekleri ve yaşam biçimleri genelde aileleriyle çatışıyor. Bu olgu da yine gençlerimizin başarısız ve sorunlu olmalarına yol açıyor. Anne ve babalar, çocuklarını yetiştirirken çoğukez onların duygu ve düşüncelerini mesleki eğilimlerini genelde göz ardı ediyorlar.
|
|
|
|
|
 |
|
|
|
|
|
 |
|