“Hürriyet Tanıklığında Göçün 50 Yılı” sergisi kapsamındaki göç panelinin katılımcıları, Türklerin ve Türk kökenli insanların da artık Almanya'nın ve bu topumun bir parçası olduğunun altını çizdiler.
Almanya'da yaşayan Türklerin ve Türk kökenli insanların da artık Almanya'nın ve bu toplumun bir parçası haline geldiği, bu insanların geleceklerini burada gördükleri yinelendi.
Hürriyet Gazetesi ile Alman Demiryolları (DB) bünyesindeki DB Services'in Berlin'deki binasında ortaklaşa açtıkları “Hürriyet Tanıklığında Göçün 50 Yılı” sergisi kapsamındaki göç panelinde Türk kökenli insanların geçmişi, konumu ve geleceği konuşuldu.
Hürriyet gazetesi Berlin Temsilcisi Ahmet Külahçı'nın yönettiği panele konuşmacı olarak Berlin Eyalet Parlamentosu Milletvekili Emine Demirbüken-Wegner (CDU), Alman Futbol Federasyonu Entegrasyon Elçisi ve Futbol Hakemi Sinem Turaç, DB Services çalışanlarından, Kuzey Bölgesi İşyeri İşçi Baştemsilcisi Tacettin Akdaş ile Sözleşmeler Sorumlusu Mühendis Ömer Yağımlı katıldı.
Katılımcılar, Almanya'ya geçici gözüyle bakılan Türk işgücü göçünün çoktan kalıcılığa dönüştüğüne dikkat çekerken, Türklerin ve Türk kökenli insanların toplumsal uyumun düşünüldüğünden ve ileri sürüldüğünden çok daya iyi olduğunu da ifade ettiler. Tüm katılımcılar, “Almanya bizim vatanımız, Almanya bizim geleceğimiz” görüşünü paylaşırken, bu ülkenin geleceğini ve kaderini hep birlikte şekillendireceklerini de dile getirdiler.
Kığı'da doğan ve 16 yaşında Almanya'ya gelen Tacettin Akdaş, hep belki bir gün Türkiye'ye geri dönmeyi aklından geçirdiğini belirtirken, ancak çocukları ve torunları nedeniyle Almanya'dan kopmasının sözkonusu olamayacağını bildiğini de dile getirdi.
Dil ve eğitim
Türkiye'de doğan Emine Demirbüken-Wegner de, Tacettin Akdaş da, Berlin doğumlu Sinem Turaç ile Kassel doğumlu Ömer Yağımlı da, çocukların iyi derecede Almanca öğrenmelerine ve iyi eğitim almalarına önem verilmesinin kaçınılmaz olduğunu söylediler.
Küçük yaştan itibaren futbol oynamaya başlayan ve daha sonra hakemlik kurslarına katılan sinem Turaç da, baştan kendisine “Türk” gözüyle bakıldığını, ancak sonradan Alman arkadaşları tarafından “kendilerinden biri” olarak kabul edildiğini söyleyen Ömer Yağımlı da, iyi bir eğitim görmeleri için ailelerinden hep destek aldıklarını ifade ettiler. Bazı çevrelerin Türk anne-babaların çocuklarını desteklemediği yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığına da dikkat çektiler.
İki taraftan da tepki
Kilis'de doğan ve küçük yaşta ailesiyle birlikte Berlin'e gelen, 2006 yılından beri de Berlin Eyalet Parlamentosu'nda Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) milletvekili olarak görev yapan Emine Demirbüken-Wegner, “buralı” olmanın en iyi göstergelerinden birinin politik katılım olduğunu söyledi.
Yalnız göç ve uyum politikasına bakarak değil aile, gençlik ve eğitim politikalarıyka kendi düşüncelerinin daha fazla örtüşmesi nedeniyle 1995 yılında CDU'ya üye olduğunu söyleyen Demirbüken-Wegner, “Her iki taraf da tepki gösterdi. Türk tarafı, 'CDU gibi bir partide ne işin var. Bu bizim davamıza ihanettir' diye tepki gösterdiler. Muhafazakar bir parti olan CDU'lular da 'bir Müslüman'ın burada işi ne?” diye tepki gösterdiler. Ama ben bildiğim yolda devam ettim ve CDU yönetimine seçilmeyi başardım. Hem de her seferinde oy oranını artırarak” dedi.