11 Nisan 2012 - / Ahmet KÜLAHÇI/BERLİN
John: İnanılmaz hata

Neonaziler tarafından öldürülenlerin yakınları ile irtibat kurmakla görevlendirilen “Ombudsman” Barbara John, “Bu insanlar inanılmaz acı çekmişler” dedi.

John, Hürriyet'in sorularını yanıtlarken, her şeyin ortaya konulması için daha fazla zaman kaybedilmemesi gerektiğini de söyledi.

ALMANYA'DA Neonazi olarak bilinen Milliyetçi Sosyalist Yeraltı Örgütü (NSU) teröristleri tarafından öldürülen 8 Türk, bir Yunanlı ve bir de Alman kadın polisin geride kalanlarıyla irtibat kurmakla görevlendirilen Barbara John, soruşturmaların aşırı sağ boyutunun üzerine gidilmemesini “inanılmaz ihmal” ve “inanılmaz hata” olarak niteledi.

John aynı zamanda eşlerini, babalarını, evlatlarını kaybeden insanları en çok da emniyet birimlerinin kendilerine şüpheli gözüyle bakmalarının üzdüğüne dikkat çekerken “zaten bu cinayetlerin üzerinden yeteri kadar uzun süre geçti. Zaman kaybetmeden her şey ortaya çıkarılıp, aydınlatılmalı” dedi.

1981-2003 yılları arasında Berlin Senatosu Yabancılar Danışmanı olarak görev yapan John, Hürriyet'in sorularını şöyle yanıtladı: 

Soru: Böyle bir göreve nasıl getirildiniz?
John: Ben kendiliğimden böyle bir göreve talip olmadım. Federal Hükümetin Göç ve Uyumdan Sorumu Devlet Bakanı Maria Böhmer bana böyle bir teklifte bulundu. Kurban yakınları ile hükümet arasında irtibat kuracak güven duyulan birini aradıklarını ve bu göreve beni uygun gördüklerini söyledi. Böyle bir çalışmayı üstlenmek benim için en doğal şeydi. 

Duygu dolu buluşmalar
Soru: Şu ana kadar neler yaptınız?
John: Benim için her şeyden önce en önemli olan ilk etapta kurbanların geride kalan aileleri ve yakınlarıyla irtibat kurmaktı. Önce onlara birer mektup gönderip kendileriyle biraraya gelip konuşmak istediğimi ilettim. Cep telefon numaramı da verip bana istedikleri her zaman ulaşabileceklerini yazdım. Böylece kişisel irtibat kurmak daha da kolaylaştı. İlgili makamlarla da görüş alış-verişinde bulundum. Ailelerle konuştuktan sonra şimdiye kadar nelere ihtiyaç duyulduğu konusunda doğru dürüst bir adım atılmadığını saptadım. Ailelerin bu cinayetten sonra karşılaştıkları sorunlar hakkında ve bu sorunların boyutları konusunda kimsenin doğru dürüst kafa yormadığını belirledim. Evet, ve hayır ile yanıtlanabilecek sorulardan oluşan bir form hazırlayıp ailelere gönderdim. Bu sorulara aldığım yanıtlarla insanların hangi sorunlarının bulunduğunu ve neye ihtiyaçlarının olduğunu daha kolay saptamam mümkün oldu.

Soru: kişisel görüşmeler yaptınız. Ne gibi intibalar edindiniz?
John: Tabii birçok kişiyle görüştüm. Çok samimi ve duygu dolu buluşmalardı bunlar. Ailelerin, birilerinin gelip kendileriyle ilgilenmesinden son derece memnuniyet duydukları belliydi. Aileler bazı birimlerde çalışanların 'Benim görev alanımda değil', 'Şimdi zamanım yok' gibi yanıtları yerine, birinin kendi evlerine kadar gelip onlarla konuşmasından çok memnun olduklarına tanık oldum. Beni kapıları açan, beklentilerini ilgili birimlere ileten biri olarak gördüler ki, bu çok önemliydi. Ama ailelerin çektikleri acılara da tanık oldum. Sabahleyin eşini, babalarını işe gönderen, ama birkaç saat sonar ölüm haberini alan insanların çektiği acıları dinledim. Bu korkunç dönemde bu insanların yalnız bırakılmaları, hatta emniyete götürülüp ifadelerine başvurulmalarını ve hatta suçlandıklarını bile anlattıklarında söyleyecek söz bulamadım. Bu insanların o dönemde tamamen yalnız bırakıldıklarını kendilerinden duydum. Bu korkunç bir şey. Bazı cinayetlerin üzerinden 10 yılı aşkın süre geçtiği halde insanların hala şok yaşadığına tanık oldum. Bu durum beni çok etkiledi. O yüzden ben şahsen yapılacak her şeyin çok çabuk yapılması gerektiğine inandım. İnsanlar daha yıllarca beklememeli, bekletilmemeli. Yapılacak her şey şimdi yapılamalı, zaman kaybetmeden.

Çeşitli makamların işbirliğine ihtiyacımız var. Bay Yozgat'ın anma törenindeki konuşmasında devletin yardımına ihtiyaçları olduğunu, ancak bunun tazminat ödenmesi anlamına gelmediğini söylemesi beni çok etkiledi.

Çünkü insan yaşamı parayla ödenemez. Ama kurbanların geride kalanlarının iş aramadan tutun da konut aramaya kadar çeşitli sorunları var. Devlet olarak bu insanlara o yönde yardım edilebilirse iyi olur.

Farklı talepler
Soru: Cep telefonu numaranızı verdiğinizi söylediniz. Sizi arayan oldu mu?
John: Tabii ki oldu. Çoğu aradı.

Soru: Genelde neler talep edildi?
John: Çok farklı şeyler. Vatandaşlıktan, çifte vatandaşlığa, vizesiz seyahate, kurban yakınlarına ödenen emeklilik parasına kadar çeşitli sorular geldi. Meslek eğitimi yapan kurbanlardan birinin kızının okulda aşırı sağcı gençler tarafından hakarete uğramasına kadar farklı sorular. Onu görünce 'Heil Hitler'diye bağıranlar olmuş....

Soru: Kurbanların eş ve çocuklarına 10 biner,yakınlarına 5 biner Euro tazminat ödendiğini okudum. Buna ne dersiniz?
John: Federal Adalet Bakanlığı bünyesinde aşırı sağcı eylem ve saldırıdan zarar görenler için oluşturulan fondan ödenen bir tazminat bu. Bana göre bu rakamlar çok düşük. Çünkü kurban yakınları çok şeylerini kaybetti. Bu insanların çok büyük kayıpları oldu. Hem maddi hem manevi. Tabii ölenler parayla geri getirilemez, ama onların bazı işlerini kolaylaştırır. Güç dönemlerinde yardımcı olur. Araştırma Komisyonu da bu konuyu gündemlerine aldı. 

Hata yapılmış
Soru: Almanya gibi bir ülkede bu seri cinayetlerin yıllarca ortaya çıkmaması hiç aklınızdan geçer miydi?
John: Bana aynı silahla birçok insanın öldürüldüğü ve soruşturmaların o yönde yapılmadığı söylenseydi buna kesinlikle ihtimal vermek istemezdim. Ama görülüyor ki, cinayetler aynı silahla işlendiği halde o yönde bir soruşturma yapılmamış. Bana göre daha ikinci cinayetten sonra o yönde iz peşine düşülmesi gerekirdi. Bu inanılmaz bir hatadır. Bu inanılmaz bir ihmaldir. Çeşitli yönde soruşturma yapılması gerekirdi. Ama bu cinayetleri işleyenleri polis ele geçirmedi. Kendileri bir karavanda intihar ettikten sonra tesadüfen bu cinayetler ortaya çıkarıldı. Güvenlik birimlerin birçok hata yaptığı ortada. Hele hele yalnız yabancılar arasında işlenen cürüm gözüyle bakılması da çok yanlıştı.

Soru: Çeşitli birimlerle irtibat halindesiniz. Bu cinayetlerin her yönüyle ortaya konulacağına inanıyor musunuz?
John: Kesinlikle inanıyorum. Çünkü herkes şok olmuş durumda. Güvenlik birimlerinin acizliği herkesi şoka uğratmış. Güvenlik birimlerinde yapılan hatalar ve bu hataların nelerden kaynaklandığının her yönüyle ortaya çıkarılması konusunda ise tereddütlerim var. Bir cinayetle ile ilgili iz aranırken mutlaka protokoller tutulmuştur. Bunların ortaya konulması gerekir. Bunları bulup çıkartmak kolay olmayacak sanırım. Bin 200 klasör varmış bu cinayetlerle ilgili olarak. Bunu hangi milletvekili okur? Hiçbiri...6 ay içinde sonuçları göreceğiz.

Soru: 6 ay içinde sonuca bağlanır mı?
John: Şu andaki hesaplara göre öyle... Zaten cinayetlerin üzerinden yıllar geçmiş. Daha fazla da beklenmemeli..

Soru: Kurban yakınlarının suçlandığını, onlardan şüphe duyulduğunu söylediniz. Ne büyük bir acı değil mi?
John: Bu insanlar sınırsız acı çekmişler. Onları en çok da yaşamlarında en önemli insanı kaybetmelerinin acısı yetmiyormuş gibi bir de zanlı gözüyle bakılması üzmüş, hatta kahretmiş. Kurbanlarından birinin eşine 'kocanızın bir Alman sevgilisi varmış. Bunu biliyor muydunuz?' diye sormuşlar emniyette. O da 'hayır bilmiyordum, ama tanımak isterdim' yanıtını vermiş. Bunun üzerine polisler 'yok öyle bir şey, sizin nasıl bir reaksiyon göstereceğini saptamak istemiştik' demişler. Bu ne korkunç bir şey değil mi?

Mafya ve namus cinayeti gibi alanlarda soruşturma yapılmış..
Bu kötü bir polisiye filmi gibi... Kurbanların geride kalanlarına nasıl böyle davranılır? İşte bunu anlamakta güçlük çekiyorum. Buna akıl erdiremiyorum.

Bence göçmen kökenlilerin adının karıştığı olaylarda hem emniyet birimlerinde hem de ilgili makamlarda onları daha iyi anlayan ve onların neler düşündüğünü hissedebilen göçmen kökenli insanlara görev verilmeli. Ayrıca göçmen kökenlilere dönük saldırı ve cinayetlerde her zaman aşırı sağ unsuru da gözönünde bulundurulmalı ve soruşturmalar o yönde de sürdürülmeli. Polisin bu alanda yapması gereken çok şey var.

Soru: Konzert Evi'ndeki anma törenine katıldınız. O kızlar ve baba Yozgat konuşurken neler hissettiniz?
John: Ben tabii onlarla daha önce de konuşmuştum. O yüzden neler söyleyeceklerini de biliyordum. Ama onlara konuşma olanağı sağlanması ve onların duygularını dile getirmesi, Almanların çoğunun düşüncelerini de etkiledi. Başbakan Angela Merkel'in söyledikleri ve özellikle de bu cinayetlerin her yönüyle ortaya çıkartılacağı sözü vermesi önemliydi. Bu anma töreninden sonra birçok mektup aldım. Hepsi de duygu doluydu..

Biz sorunları ve endişeleri ciddiye alıyoruz. Babası öldükten sonra öğrenimini ayrıda bırakmak zorunda kalan bir kızın yeniden öğrenimini sürdürmesine katkıda bulunmak istiyorum. Bafög (burs)ödemesi durdurulmuş. Bir burs verilmesi için Federal Bilim ve Araştırma Bakanı ile görüştüm. İnsanların sıkıntıları ciddiye alınmalı. Onlara gereken her türlü yardımda bulunmalıyız.

Barabara John kimdir?
Barbara John, 18 Ocak 1938'de Berlin'de doğdu. Polonya kökenli bir ailenin çocuğu olarak Berlin'in Kreuzberg kesiminde büyüdü. Liseyi bitirdikten sonra 1958-1961 yılları arasında Lüneburg'da yüksek öğrenimini yaptı. 1961-1966 yılları arasında Hamburg'da İngilizce ve Almanca öğretmeni olarak çalıştı.

Daha sonraki yıllarda Berlin Hür Üniversitesi (FU Berlin) ile “London School of Economics”de politik bilimler ve eğitim ekonomisi öğrenimi yaptı. FU Berlin'de Almanca ikinci dili olanları öğretmen olarak yetiştirdi.

1981 yılında dönemin Berlin Eyalet Başbakanı Richard von Weizsaecker tarafından Yabancılar Danışmanı olarak göreve getirildi. Bu görevini 30 Haziran 2003'de emekli oluncaya kadar sürdürdü.

Bu yılın başlarında Neonazi kurbanlarının yakınlarıyla irtibat kurması için “ombudsman” olarak göreve getirildi.



Dikkat: Sitede yer alan haberlerin izinsiz kullanılması durumunda yasal işlem başlatılacaktır!