Seni Erman Hoca'ya söyleyeceğim
30 Temmuz 2010

Cüneyt Çakır, Bülent Yıldırım, Fırat Aydınus benimle konuşmaya katıldı. İkisi, yani Hüseyin Göçek ve Halis Özkahya ise hiç konuşmadılar diyebilirim. Tedirginlerdi, sıkıntılarını dile getirdiler. Fazla konuşmamalarının sebebi hep (medyaya) güvensizlik.

Seni Erman Hoca'ya söyleyeceğim

FAAL hakemlikten sonra çok hakem semineri takip ettim. Ama ilk defa hakemlerle karşı karşıya oturarak bir söyleşi yaptık ve dertleştik. Sevgili Atilla Türker ile birlikte Silivri’deki seminere gittik. Yunus Yıldırım, aşil tendonundan ameliyat olmuştu, Selçuk Dereli de bırakmıştı. Bu yüzden söyleşimize FIFA kokartlı 5 hakemimiz katıldı. Bu 5 hakemin 3 tanesi (Cüneyt Çakır, Bülent Yıldırım, Fırat Aydınus) normal konuşmalara katıldılar. İkisi (Hüseyin Göçek ve Halis Özkahya) ise hiç konuşmadılar diyebilirim. Tedirginlerdi. Tabii bu tedirginliğin nedenleri nelerdi? Bin tane sebebi var. Öncelikle bazı basın mensuplarının olayları çarpıtması. Zaten bu konudaki sıkıntılarını da dile getirdiler. Daha farklı şeyler de söyleyebilirler miydi? Evet. Fazla konuşmamalarının sebebi hep güvensizlik. Hakem, konuşacak. Hakem tartışacak. Sonunda doğru yol bulunacak. İşte biz bunu yapmaya çalıştık.

Erman Toroğlu: Kesinlikle benimle ilgili şikayetleriniz vardır.
Bülent Yıldırım: Hocam biz özgüvensiz insanlar değiliz ki. Elimize düdük verilip, 50 bin kişinin önüne çıkıyoruz.

Sizin yüzünüzden ben de küfür yiyorum

Toroğlu: Peki “her maçım son maçım” diyerek çıkabiliyor musunuz?
Yıldırım: Evet. Bunun farkındayız. Ama ilk yıllarda pek farkında olamıyorsunuz. İkinci ve üçüncü ligde hakemken bunu anlamak zor.

Toroğlu: Ben sizin yüzünüzden çok küfür yiyorum mesela. Neden? Mesela bir şey söylüyorum. Yönetici ters beyanat veriyor. Maça gidip bana küfür ediyorlar. Yiyeyim fark etmez.
Yıldırım: Tersi şeyleri de yaşadığımız oluyor. “Erman Hoca’ya söyleyeceğim” diyor adam gelip. Bunu etkileme yöntemi olarak da kullanıyorlar.

Toroğlu: Yani ne olması lazım?
Yıldırım: Hocam hakemlik yaptınız. Futbolculuk yaptınız. Empati duygunuz bizden daha gelişmiştir. Ne sorduğunuzu veya ne söyleyebileceğimizi biliyorsunuz. Şablonsuz konuşamayız. Ben sizinle ayrı konuşurum. Şu anda konuşamayacağımız şeyler var. Niye biliyor musunuz? Her şey hakemden bekleniyor çünkü.

Toroğlu: Ben seninle aynı fikirde değilim. Mesela ben hakemken de konuşuyordum.



Objektif kararlar veriyoruz

Toroğlu: Bazı isimler bakıyorum hep kuvvetliden yana. Tesadüf mü bu acaba?
Aydınus: Oyuncu ve takımlara karşı şartlı bir durum asla olamaz. Ama biz seminerlerde veya bir araya geldiğimizde maçlarımızı birbirimize anlatıp, fikir alışverişinde bulunuyoruz. Bir oyuncunun bir teknik adamın olumlu olumsuz tutumlarını paylaşıyoruz. Sahaya çıktığımızda o kişiler hakkında fikir sahibi olmamızı sağlıyoruz. Ona göre objektif kararlar veriyoruz. Örneğin bir teknik adamla ilgili görünen yüzüyle, gerçek yüzünün çok farklı olduğunu anladık.

Toroğlu: Medyada güvenilir 2-3 kişi seçecek ve onlarla konuşacaksınız. Ben öyle yapardım. Seçeceğin adamı bileceksin. Bazı durumlarda karşı tarafın silahını da kullanacaksınız. Bu işin keyfi budur. Siz bunları yapmıyorsunuz. Yalnız hakemlik yaparak, bu işi kurtaramazsınız. Siz şimdi şanslınız. İçinizde bir şey varsa söyleyin. Sonra bana hocam içimde şu kaldı demeyin.

Biraz kımıldasanız yangın çıkacak!

Toroğlu: Bursaspor şampiyon oldu. Hakemler biraz kımıldadı bu hale geldi. Biraz daha kımıldasa çok daha farklı olacak. Biraz yangın çıkacak.
Yıldırım: Maçların tamamının yayınlanması daha iyi aslında. Bizim açımızdan da daha eşit bir ortam oluşacak.

En zayıf halka yönetici
Toroğlu: En çok rahatsız olduğunuz grup hangisi?
Çakır: Öyle bir grup yok.
Toroğlu: Bence en zayıf halka yönetici.

Hata futbolu güzelleştiriyor

Fırat Aydınus: Teknoloji devamlı ilerleyen bir olgu. 5 ve 6’ncı hakemler faydalı olur.

Toroğlu: Telsiz sistemi işin içine girince mi daha rahatladınız?
Çakır: Futbolun içerisine teknolojinin girmesine kimse hayır diyemez. Bunun en önemli örnekleri arasında önce sinyalli bayrak kullanılması, daha sonra da telsiz sistemine geçilmesi verilebilir. Ki telsiz sistemi hakemler için yüzde 100 faydalı bir sistem.
Yıldırım: Hocam, hakemin görüş alanı dışında şiddetli hareketler vardır ya, onda azalma oldu. Teknolojinin bir diğer avantajı da sertlik konusunda oldu. Oyuncu önceden rahatça yerden kalkarken bile rakibine vurabiliyordu. Ama şimdi onlar da durumun farkındalar.

Toroğlu: Peki ceza alanı içerisinde hakem olsa daha mı iyi?
Çakır: Ben toplam beş maça çıktım. Hakeme yüzde 100 çok büyük fayda sağlıyor.
Aydınus: 5. ve 6. hakemin faydalarının olduğuna inanıyorum. Ama teknoloji devamlı ilerleyen bir olgu. Ve bence futbolu güzelleştiren şey, hataların olma olasılığının da bulunması. Hata bence futbolu güzelleştiriyor.

Biz korkak değiliz

Yıldırım: Son yazınızdaki ‘Hakemlerimiz korkak’ ibaresine çok takıldım ve üzüldüm.
Toroğlu: Bursaspor-Galatasaray maçında Bünyamin, Neill’ı attı, 30 saniye sonra da Zapotocny’yi. Bu, korkaklık değil de nedir!

Toroğlu: Hakemlerin sıkıntıları neler? Bunları çözmek için neler yapılabilir? Aranızda tartışıyor musunuz?
Yıldırım: Spor medyasından başlayalım. Ben mesela son yazınızdaki “Bizim hakemlerimiz korkak” ibaresine çok takıldım ve üzüldüm açıkçası. Biz bu kadar baskıya karşı direnmeye çabalıyoruz. Bunu siz de biliyorsunuz. Ama kocaman bir şekilde “Bizim hakemlerimiz korkak” yazıyor, ben kırıldım şahsen.

Toroğlu: Başlık öyle çıkar. Eskiye göre durum iyi ama bana göre korkaklar. Siz çıkıp bunun aksini de iddia edebilirsiniz. Ama benim fikrim budur. Eğer korkak değilse de bir şekilde bunu bana ispatlama şansınız var. O da uygulamadır.
Yıldırım: Hocam, kendi zamanınızdaki deneyimlerle şimdikiler bire bir örtüşmüyor. Hakemlik çok ciddi anlamda kabuk değiştirdi. Bir kere jenerasyon değişti. Siz oğlunuzla oturduğunuz zaman aynı dilden her konuyu konuşabiliyor musunuz? Bakış açılarında da çok büyük fark var.

Ben değil futbolcu söylüyor

Toroğlu: “Hakemler korkak” cümlesi benim cümlem değil. Bu cümleyi siz, kamuoyuna yaratmışsınız. Bu cümleleri televizyona çıkan futbolcu söylüyor.
Yıldırım: Bu çok global ve gelir geçer bir yargı ama.

Toroğlu: Geçen sene oldu örneği. Bursa-G.Saray maçıydı. Bünyamin, Neill’ı attı. 30 saniye sonra Zapotocny’yi attı. Bu nedir? Korkaklık. Bana anlatır mısın? Öyle bir şey ki. Belki lig lideri değişecek sonunda. Ama bu korkaklıktır. Tam bizim eski tip hakem. Onu attım, onu da atayım. Bunu kamuoyu görüyor.

Ön yargılı olsa direkt yapardı

Aydınus: Ben korkaklık olduğuna inanmıyorum. Orada farklı bir durum vardı. Muhakkak onun teknik bir gerekçesi vardır. Arkadaşımızın bu duygular içerisinde bunu yaptığını düşünüyorum. Çünkü önceden sizin tabirinizle “bu işi tezgahlamış”, “bu işi biliyor, kimin ne olduğunu biliyor” anlamına gelerek o işi yaptığını söylüyorsunuz. Oysa o gün bakın. O kartı çıkartırken, karta baktığında o oyuncunun sarı kartı olduğunu anlıyor. Eğer önyargılı olsa bu işi direkt yapardı kartına bakmadan.

Özkahya: Ben baskı görmedim
Toroğlu: Kamuda çalışan hakemler baskı altında kalır. Rahat bırakmazlar kamuda görev yapan hakemi.
Yıldırım: Hocam, katılmıyorum bu görüşünüze. Uzun yıllardır kamuda görev yapıyorum ben, en ufak bir baskı gelmedi. Rahatsız edici bir durum hiç oluşmadı. Durumumdan çok memnunum.
Özkahya: Ben öğretmenlik yapıyorum. Bugüne kadar bana da en ufak bir baskı gelmedi. Kamuda görev yapan diğer arkadaşlarımın da aynı rahatlık içinde çalıştıklarını düşünüyorum.



Dikkat: Sitede yer alan haberlerin izinsiz kullanılması durumunda yasal işlem başlatılacaktır!
Yorumlar
Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Hürriyet veya hurriyet.de sorumlu tutulamaz.
Favorilerine ekle ve paylaş

Hurriyet.de Newsletter
Tüm yenilikliklerden ilk sizin haberiniz olsun.
Aşağıdaki forma e-posta adresinizle kayıt olun.