|
İsviçre liginden gelerek Bundesliga da gol krallığına aday oldun. Bize İsviçre'deki kariyer başlangıcından söz eder misin?
-Ailem yıllar önce Tunceli´den İsviçre´ye yerleşmişler. 1988'de İsviçre'de doğdum, futbola 6 yaşında Old Boys Basel takımında başladım. 18 yaşında İsviçre´nin en ünlü takımı olan FC Basel yöneticileri beni keşfetti ve profesyonelliğe kadar uzanacak olan kariyerimin en önemli adımını 18 yaşında attım. Bilindiği gibi sezon başında Leverkusen´e transfer oldum ve iyiki de buraya gelmişim.
FC Basel'de forma giydiğin 3 sezonda hangi başarıların altına imza attın?
-2008 yılında İsviçre şampiyonluğu, 2007 ve 2008 sezonlarında iki yıl üst üste İsviçre kupası ve en önemlisi 2008 Avrupa Şampiyonası'nda İsviçre milli takımı ile turnuvada yer almak.
Neden Bundesliga´yı tercih ettin?
-Bundesliga´yı tercih etmem kendimi geliştirmek açısından çok önemli. Basel´de oynadığım dönemde Leverkusen çok ısrarcı oldu. İtalya ve İspanya´dan da teklifler vardı, fakat ben hem kendimi geliştirmek açısından hem de kariyerimi daha sağlam adımlarla ileriye taşımak için Leverkusen'i tercih ettim. Alman futbolu benim stilime çok uygun. Hem oyun sistemi bana uyuyor hem de burada beklediğim futbol ortamını bulabiliyorum. Stadların herhafta dolu olması da beni motive ediyor. Leverkusen'de dışarıdan ucuza alıp pahalı satan bir kulüp yapısı var. Oyuncuyu yetiştirmesini ve pazarlamasını iyi biliyorlar, bunlarda benim lehime olan çalışmalar.
Bundesliga zor bir lig, başarı reçeteni tarif eder misin?
-Kanatları iyi işleyen her takımda başarılı olurum. Çift forvetle oynuyoruz ve kanatlardan sürekli orta geliyor. Bu oyun sisteminde Bundesliga'da gol krallığına oynarım. Son vuruşlarımı çok beğenirim. Yüzüm kaleye dönük oldu mu golümü atarım. 24 haftada 11 gol ve 5 asist ile ortalamamın çok üzerindeyim. Bundesliga'da gol krallığına ulaşan ilk Türk oyuncu olmak isterim.
Milli takım tercihini İsviçre´den yana kullandın,bu süreçte yaşadıklarını anlatır mısın?
-Milli takım konusunda çok duygusal olduğumu söyleyebilirim. Zor bir süreçti benim için. İsviçre milli takımını seçmem tamamen kendi kararımdı. Başta ailem olmak üzere herkesin fikrini de aldım ama son kararı kendim verdim. Pişman değilim, sonuçta ben İsviçre'de doğdum, büyüdüm. Ama anavatanımız Türkiye. Milli takım bir etikettir, oyuncuya artı değer katıyor.
Türkiye´den hiç davet almadın mı?
-Türkiye´den hiçbir davet almadım. Bunu açık yüreklilikle ifade ediyorum. Türkiye beni isteseydi seve seve giderdim. Bu yüzden ay yıldızlı forma içimde ukde kaldı. İsviçre bana davet gönderince ve özellikle de 2008 Avrupa şampiyonası kadrosuna alınca hayır diyemezdim.
Türk futbolunu yakından takip ediyor musun?
-Fırsatım oldukça takip ediyorum, ama aslında kalite sadece 4 büyük takımda var. Bu sene Bursa ve Kayseri´nin çıkışı var ama bu takımların sürekliliği yok. Bir sezon var bir sezon yoklar. Bursaspor'da oynayan Ergiç benim eski takım arkadaşımdı. Bazen onun maçlarını izlemeye çalışırım.
Sence şampiyon kim olur?
-Zirve yarışı biraz çekişmeli geçiyor ama bence Galatasaray sezon sonunda gülen taraf olur. Benim de gönlüm Galatasaray´dan yana.
Örnek aldığın bir oyuncu var mı?
-Aslında birilerini örnek almıyorum. Sadece beğendiğim oyunculardan birşeyler öğrenmeye çalışıyorum. Dünyada Messi gerçeği var ve Christiano Ronaldo potansiyelli bir futbolcu. Türkiye liginde ise Arda´yı çok beğenerek izliyorum.
Kaynak: hurriyet.de
|