|
Milyonlarca kişi dün ekranlarının başında, 84 bin şanslı da Johannesburg'da 2010 Dünya Kupası'nın İspanya ile Hollanda arasında oynanan tarihi finalini izledi. 116 dakikası golsüz geçen maçta İspanya'yı zafere taşıyan golü Barcelonalı Andres Iniesta kaydetti.
İspanyol futbolunun son dönemde yetiştirdiği en büyük yıldızlardan biri olarak gösterilen 26 yaşındaki Iniesta, Katalan değil ancak içindeki Katalonya sempatisi nedeniyle Real Madrid'in teklifini reddederek, Barcelona'yı tercih etmiş bir isim. İspanya Milli Takımı'nda Katalonya'dan gelen 5 oyuncu var.
Iniesta'nın attığı golde en çok gözyaşını daha maç bitmeden akıtan isim ise takımın kalecisi ve Real Madrid'in kaptanı Iker Casillas.
Barcelonalı Iniesta'nın attığı gole, Real Madridli Casillas'ın döktüğü gözyaşlarının önemi çok büyük.
Çünkü Barcelona, İspanya içinde geniş özerkliğe sahip olan ve daha fazlasını talep eden Katalonya'nın başkenti. Madrid ise İspanya devletinin. Bu iki takım ve şehir arasındaki rekabet ise dillere destan.
KATALANLAR YÜRÜDÜ
İspanya'nın ilk kez yer aldığı Dünya Kupası finali, daha doğru bir zamanda gelemezdi. Çünkü Cuma günü İspanya Anayasa Mahkemesi, Katalanların bir "ulus" olarak tanınması ve aynı İskoçlar gibi kendi ulusal takımlarına da sahip olmaları benzeri özerklik statülerini daha da güçlendirecek girişimleri reddetti.
"Anayasamız, İspanya dışında başka hiçbir ulusu tanımamaktadır" diyen mahkemenin bu kararı Katalanlarda derin bir hayalkırıklığı yarattı.
Bunun üzerine, 100 binlerce Katalan, Cumartesi günü sokaklara döküldü. Bazılarına göre, Cumartesi günkü gösterilere katılanların sayısı 1 milyonun üzerinde.
Barselona sokaklarında sarı-kırmızı ince çizgili Katalonya bayrağıyla düzenlenen gösteride mahkemenin kararı protesto edildi.
Pazar günü ise Barselona sokaklarında bu kez bambaşka görüntüler vardı. Şehrin tarihinde ilk kez belediye sokaklara dev ekranlar kurdurarak, maçı canlı yayınladı.
Barselona'da sokaklarında maç izlemeye gelen 75 bin kişinin, bu kez ellerinde İspanya bayrakları taşıdığı tahmin ediliyor. Dahası, Katalonya bölgesindeki her dört televizyondan üçünde İspanya'nın Almanya'ya karşı oynadığı yarı final maçını gösteren kanalın açık olduğu açıklandı.
FRANCO'NUN HAYALİ
İspanya'da 17 özerk bölge bulunuyor. Bunlardan Katalonya, barışçıl yollarla özerklik statüsünü daha da genişletmek istiyor. Bir diğer büyük özerk bölge Bask'ın bağımsızlık için tercihi ise terör.
Ancak ne şiddet ne de terör. Bugün İspanya'yı herşeye rağmen birleştiren ve tek bir yürek haline getiren epi topu 5.5 kiloluk som altından bir kupa oldu.
Denilen o ki, bugün bile adını duyunca İspanyolların tüylerini diken diken eden diktatör Franco, ülkedeki büyük stadyumları, kasıtlı olarak, futbolu toplumun afyonu olarak kullanabilmek için yaptırdı.
Ancak, Franco'nun hayali, iktidardan düşmesinden tam 35 yıl sonra onunkinin aksine baskıcı olmayan ve özgürlüklere dayanan bir sürecin ardından gerçekleşti.
Bu durum Franco'nun mezarında dört dönmesine neden olur mu bilinmez ama şu bir gerçek ki futbol, çok farklı kültürleri, ırkları ve toplulukları bünyesinde barındıran İspanya'yı birleştirdi.
2010 Dünya Kupası, bütün ilginçliklerinin yanı sıra bu kadar özgürlüğe rağmen İspanya'daki halkların futbol gibi basit bir şeyle bile, kendilerini üst kimliklerinin bir parçası hissedebildiklerini göstermesiyle hatırlanacak.
|